Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA

Yozgat Esnaf Gazetesi
yozgateesnaf
Cihangir Can TAŞDEMİR

Samimiyet Göçü

Bu haber 15 Mart 2017 - 13:46 'de eklendi ve 177 kez görüntülendi.
Samimiyet Göçü

Ne yaman bir çelişkidir bilinmez ama; patronlar çalışacak kalifiye eleman bulamıyor, çalışanlar ise iş. Lafı fazla uzatmadan önce ülke geneline, sonrada il bazında duruma bakalım. Dünya sıralamasında beyin göçü oranlarına göre Türkiye ve Türk Cumhuriyetleri listelerin başını çekiyor. Tamam, beyin göçünde Çin bir numara. Ama bizde ilk ona girmişiz. Peki neden ülkemiz bu kadar beyin göçü veriyor? Başlıca sebepleri; İşsizlik, eğitime uygun iş bulamamak, yapılan işin takdir edilmemesi, sosyal sorunlar, kültürel emperyalizm (özenti), daha yüksek yaşam standartlarına ulaşma arzusu, kötü çalışma koşulları, düşük maaş, siyasal istikrarsızlıklar, güvensizlik, eğitim amacıyla yurt dışına gitme ve oraya yerleşme. Yapılan araştırmalarda çıkan temel sebepler bunlar. Bir de yurtiçinde vasıflı vasıfsız göç var. 

Günümüz rakamlarına baktığınızda, bu tehlikeli boyutlara varmakta. Neden insanlar doğup büyüdükleri yerden tüm sevdiklerini ve anılarını bırakarak, kendine tamamen yabancı olan yerlere göçerler? Herkesin aklına gelen ilk şey “işsizlik” tabi ki. Küçük yerleşim yerlerinden büyük şehirlere iş için göçen insanların sadece %11’inin işini önceden ayarlayarak gittiğini ve geri kalanların ise hiç bir güvencesi olmadan yollara düştüğünü biliyor muydunuz? Tabi konuyla ilgili bir çok istatistiki bilgi var ama, yerimiz dar. Dediğimiz gibi göçün başlıca sebepleri işsizlik gibi görünse de bununla sınırlı değil. Genele baktığımızda ilk göze çarpanlar; eğitim, sağlık, işsizlik ve refah seviyesini yükseltme amacıyla büyük şehirlere göç ediliyor. Mevcutta işi olan ama göç etme çabası içerisine girenler ise sosyal imkanların yetersizliğinden yakınıyor. Büyük şehirlerde yaşayanlar günlük hayatın yoğun stresinden tükenmiş köyüme mi dönsem gibi cevaplayamadıkları soruları kendilerine sorup duruyorlar. Göç sorunu popüler bir konu olması sebebi ile de her zaman gündemde. Ama ben hizmet sektöründeki işletmecilerin göçlerinden bahsedeceğim. Şimdi olaya çok farklı bir açıdan bakalım. Diyeceksiniz ki, konuyu nereden nereye taşıdınız? Ama şimdi sıkı durun. Son dönemlerde kendi işini yapanlar göç etme telaşında. Özellikle de hizmet sektörü işletmecileri. Neden mi? Emeğin karşılığı, günümüz yaşam şartlarına baktığınızda herkese göre değişiklik gösteriyor. Piyasalar serbest, fiyatlar farklı. Ama bir gerçek var ki, emek eşittir para kavramının yeri artık sosyal ilişkiler alıyor; gelecek sefere, bir ara yine uğrarım gibi cümleler. Ödeme olarak ise sadece kuru bir “teşekkür”. Bunlar yine iyi sonuçlar. Birde eleştirenler var. Kimilerine göre alınan ürün ya da hizmet ufak tefek, kimine göre ise bir “sağ ol” yeter. Bu yüzden çok tanıdığım var diyenler en çok ağzı yananlar gibi görünüyor. Hala empati yapamadıysanız buna bir kaç örnek; yedek parça kullanmadan bilgi birikimiyle bir arızayı giderebilen ustaya müşterisi para ödemek istemez. Değişen bir şey yoksa maliyette yoktur diye düşünür. Bir mühendis saha incelemesine gider ölçüm yapar, ama müşteriye göre maliyeti yok bu işin. Bu adamlar çok para kazanıyordur. Aracıyla yaktığı yakıtı, mesleğini yapabilmek için aldığı eğitimin maliyetini göz ardı eder. Bir eğitmen uzmanlaştığı bir konuda bi saat ders verdiğinde, dinleyiciler ‘bir saat için bu kadar ücret ödedik’ diye sinir olurlar. O insanın bilgi birikimini hangi zorluklar ve maliyetlerle edindiğini düşünmezler. Bir teknik servis elemanı aracına binip arıza onarımı için gittiği yerde sadece bir düğmeye basarak sorunu çözdüğünde, müşteri şaşkınlık içerisinde ve aynı zamanda yaygarayı basıp ücret ödemez. Bir avukata hukuki bir konuda danışıldığında, vekalet vermedik altı üstü bir soru sorduk derler. Hele de emlakçılar komisyonunu alabilmek için kırk takla açar da yine de hakkını tam olarak alamaz. Ama büyük şehirlerde zaman kıymetli, çünkü maliyet zamana oranla hesaplanır. Şimdi bu adam göçmesinde ne yapsın. Malum şehir küçük herkes birbirini tanıyor. Bakın hizmet sektörü çalışanlarına, hatta sorun! Siz tanıdığınız müşterilerden mi yoksa tanımadıklarınızdan mı memnunsunuz? diye. Diyeceğim o ki, küçük yerleşim yerlerinde sosyal bağlardan dolayı samimiyet var. Ama bu samimiyet bazen ticarete zarar veriyor. Kimse karşısındakinin zamanını çaldığını bilmiyor ya da bunu fazla umursamıyor. Zamanın ve emeğin kıymetini bilmek dileğiyle.

Etiketler :
%100
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
100%
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA