Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA

Yozgat Esnaf Gazetesi
yozgateesnaf
Berkay Koçak

Y Nesli'nin Çıkmazı

Bu haber 03 Ekim 2018 - 12:09 'de eklendi ve 1171 kez görüntülendi.
Y Nesli'nin Çıkmazı

"Aynı nehirde iki kere yıkanılmaz." sözü geregi, hayatın; değişimi, dönüşümü ve başka boyutlarda bizimle kendini yeniden tanıştırması, zarurî bir beşeriyet kuralıdır. Bu sebeple nehirde elimize değen suyun geliş yönünü, akış biçimini iyi hesaplamak, özellikle girişimci bireyler için önemli detaylardadır.

Yazımızın başlığında da yer verdiğimiz X,Y ve Z nesillerinin, hepsinin de ayrı ayrı dönem şartlarını, hayallerini oluşturan gündemler elbette farklıdır. X nesli, Türk insanı'nın en büyük ideallerinden biri Almanya'da hayat kurmak iken, Y nesli kendini Amerikan rüyasında bulmuştu. Fakat Z nesli'nin tanıştığı teknolojik atılımlar, yani benim: "Var olmayana dokunabilmek" olarak tanımladığım devrimler, bir zamanlar bizim (Y neslinin) hayallerimizi süsleyen gerçek dışı unsurlardı. Dizilerle, Filmlerle tanıştığımız gerçek-dışı dünya'nın arttırılmış gerçekliğe olan dönüşümüne şahit oluyoruz fakat malesef teslim olamıyoruz. En basit örneği, artık çocuklarımızın; para kazandığı, ticaret yaptığı bir odak haline gelen "bilgisayar oyunu dünyası" bile, bize en yakın örnektir. Katılımcı kitlesi 13 ile 16 yaş arasının çoğunlukta olduğu oyunların, birçok alt ve üst departmanlarının bulunduğu ve bunlarda görev alan ve yeri geldiğinde astronomik rakamlar kazanan çalışanlar ise günümüzün Üniversite öğrencileri'dir. Hayatımızın bütün unsurlarının gün be gün, sanal aleme (bulut sistemi) taşındığı çağımızda, yaşlanmamak için çağı yakalamak herhalde wn elzem görev olmalıdır. Ve bu sebeple de; malesef çanlar Y Nesli için çalmakta. Bu dinamizm ise sanılanın aksine yeni değil, üzerinde bulunduğumuz madeniyetin kodlarında mevcudiyet arzetmektedir. Buna verilecek en yerinde örnekse, bizce A'mak-ı Hayal'dedir: "...Yarı derviş, yarı deli ama her gördüğünü hikmet gözüyle gören bir düşbaz, rüyasında bir sarayın içinde küçük bir pencereden büyük bir odayı seyretmeye başlar. Odanın içinde zümrüt ve yakuttan yapılmış kürsülerin üzerinde, çoğunun yüzü peçeli, heybetli ve ağırbaşlı kimseler oturmuş. Bu sırada odaya “beşeriyet” adında sakat ve sefil bir adam girer. Eski-püskü elbiseleri ve sararmış yüzü ile odanın ortasına ilerler. Zatın biri: -Ey Beşeriyet! Otur, rahat et ve sorunu sor, der. -Oturmak mı, rahat etmek mi? Yazık! Yüzbinlerce senedir oturup rahat edecek zamanın oldu mu? diye bir sorun hele. Bir taraftan geçim derdi, diğer taraftan hastalıklar rahat etmek için vakit mi bırakıyor? Bu kadar sefil olmama rağmen, yine de intihar edemiyorum. Ben alçağın biriyim. Bunları söylerken hıçkırıklarla ağlamaya başladı. Bu durumdan son derece etkilenen meclisi, hazin bir sessizlik kaplamıştı. Beşeriyet derin bir ah çekti ve: -Lütfen bana söyleyin, merhamet edin. Madem ki hayattan tiksiniyorum, ama onsuz da yapamıyorum. Öyleyse mutluluğun ne olduğunu bana söyleyin, dedi. O sırada başkan geldi. Meseleyi anladı ve oradakilere: -Haydi bakalım, şu zavallının sorusunun cevabını verin! dedi. Oradakilerin bazıları şu şekilde cevap verdiler: Hz. İbrahim: Mutluluk; çalışıp kazanmak ve kazanılanları başkalarıyla paylaşmaktır. Hz. Musa: Mutluluk; nefsi, Firavun’un tutkuları gibi tutkulardan kurtarmakdır. Hz. Adem:  Mutluluk; şeytana ve Havva’ya uymamaktır. Konfüçyüs: Bir tencere pirinç pilavına bütün lezzetleri sığdırmaktır. Platon: Daima yüce şeyleri düşünmektir. Aristo: Mantık! İşte mutluluk! Zerdüşt: Mutluluk, karanlıkta kalmamaktır. Brahma: Mutluluk mu? Zannnedilen şeyin aksidir. Hz. İsa: Mutluluk; maziyi unutmak, içinde bulunulan anı iyi değerlendirmek, geleceği düşünmemekle mümkündür. Lokman Hekim: İnsanlar bu kelimeyi bütün dertlerini bir sözle ifade etmek için icat etmişlerdir. Hızır A.S: Mutluluk, tutkuların giremediği gönüllerde aniden görülen bir hayalettir. Bu sözler üzerine Buda öfke ile ayağa kalkıp: -Ey Beşeriyet! Mutluluk, yok olmanın güzel isimlerinden biridir. Nirvana! Ey Beşeriyet! Nirvana! dedi. Sonunda Beşeriyet yorgun bir halde yere düşüp: Oooff! Hangisi? Hangisi? diye söylendi kendi kendine. İşte o zaman başkan ayağa kalktı ve:  Ey Beşeriyet! Mutluluk, hayatı olduğu gibi kabul edip, insana yüklediği yüklere razı olmak ve daha iyi olması için gayret etmektir, dedi. Beşeriyet ayağa kalktı, toparlandı ve: -Ey Fahr-i Alem Efendimiz! Beşeriyet’in dertlerini anlayan ve ilacını bulan yalnızca sensin! dedi..." (A'mak-ı Hayâl - Filibeli Ahmet Hilmi)

%100
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
100%
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA